zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2021 Pazartesi

Diyetin 100. günü.... -15 kilo.... oleyyyy hala yoldayım

Merhabalar,

Buraya istediğim kadar sık yazamadım ama inanın yoldan çıkmadım. Bu defa Dukan diyeti öncekine göre biraz daha yavaş gitse de işte buradayım. İnat ettim ve yola devam ediyorum. Zorlanıyorum evet. Daha vermeyi planladığım 30 kilo var. İlk seferinde inmeyi becerdiğim kilonun 10 kilo altı bu defa hedefim. İlk denemede yani 2012-2013 denemesinde son 6-7 kilo kala havadan çıkmış diyete usulüne uygun devam etmemiştim. Bu bana 8 senede geri gelen kilolarla beraber ciddi bir ders oldu.

Aynı hatayı bu defa yapmayacağım. Kendi kendime söz verdim. Bu defa, gerçekten bu defa sonuna kadar devam edeceğim. Çok kararlı ve azimliyim. Atladığım her tümsek, aştığım her engebe, her yoldan çıkıp geri dönüş anı, her düştüğümde ayağa kalkıp devam etme azmi beni giderek daha da güçlendiriyor. YOLDA OLMALIYIM....

Yolda olmak ve yolda kalmak bana hep koçluk çağrıştırır. Belki Şu koçluk denemelerine yine devam ederim. Bakalım. İsteyen olursa yardımcı da olurum. Hepimize yolun kenarına doğru tutunacak bir el gerekmiyor mu bazen. Neden olmasın... 

Yürüyüş olayını çözdüm. 52 gündür 10 000 adımın üzerinde yürüyorum. Hatta günlük ortalamam 13000 adım. Aferin bana... ve teşekkürler akıllı bilekliğime... ama ağırlık çalışmaları aynı başarı ile gitmiyor. Spor salonlarına gidemiyorum Covid nedeniyle... aslında evde ekipman var ama işte yeterli disiplini daha doğrusu aynı disiplini orada oturtmadım daha.... ama yakında yaparım onuda... biraz daha motivasyon ihtiyacım var demekki...

Tekne Finikede olduğu için ben de Finikedeyim. Burayı tanımaya çalışıyorum ama çok da başarılı olamıyorum malum pandemi... Online hayat ile sosyalleşip diyete odaklı
yaşıyorum. Aslında gerçekten koçluk için çok da vaktim var...Ben bu konuyu etraflıca düşüneyim...

Şimdilik bu kadar olsun... Sağlıklı ve fit kalalım ve de çok mutlu tabii...Sevgiler benden...

10 Şubat 2021 Çarşamba

Dukan Diyeti ancak düzgün yapılınca gerçekten işe yarıyor...

                                                                Merhabalar,

Dukan Diyeti günlerindeyim yine... Yaklaşık 44 gün Dukanımsı bir diyet yapıp 3-4 kilo ancak verebildim. Geçen hafta, 1 hafta boyunca dikkatli bir şekilde atak dönemini yaptım. Başta yapmamıştım bu defa... ligth bir şeyler yapayım diyordum ama tabii ki yeterince etkili olamadı... Ancak 1 haftalık atakla -2.5 kilo gitti... oleyy... yine yoldaydım işte...

Kendime bir de motivasyon sayfası açtım instegramda... aslında herkese hitap etsin diye adını "Senbenbiz Diyetteyiz" koydum... gün boyu onunla eğleniyorum...

Ama asıl beni çok eğlendiren yandaki küçük bebek... Akıllı adımsayar bilekliğim... Meğer ne kadar önemliymiş. Gün boyu saate her baktığımda adım sayısı gözüme giriyor ve extra hareketli oluyorum gün boyu... bu da çok işe yarıyor. Bilekliği aldığımdan beri günde 10 000 adım atmadan yatmıyorum... Az şey mi bu..

Mi nin vücut yağını ölçen tartısını da aldım ama onu daha denemedim. Deneyeyim onu da yazarım. 

Dukan krebi ve ekmeğini de yaptım... onların yanında Dukana uygun Selanik kurabiyesi ve portakal kabuğu tatlı atıştırmalık yaptım... en kısa zamanda onları da anlatırım. Ve yaptığım portakal kabuğu reçelleri de efsane oldu ( takita60 ile).. işte öyle böyle 53 gündür diyetteyim ve çok iyi hissediyorum...

Dukan bir kere daha beni kurtarıyor işte... umarım sonuna kadar gidip 4 evreyi de bitirmeyi beceririm bu defa... hadi bakalım yolum açık olsun...

Sevgilerimle

30 Ocak 2021 Cumartesi

UZUUUNNNN Bir aradan sonra tekrar merhaba.... Evet yine yeniden durumlarıyla sizlerleyim

 En son yazının 2014 yılında olduğunu gördüm... Biraz da utanarak burayı ne kadar ihmal ettiğimi anladım. Bu arada Dukan yolculuğunu bıraktım mı? Elbette hayır ama diyete ve kontrole konsantre olamadım bir türlü...

2013-2015 arası sürekli gezip, 2015 de bir de İstanbul'u bırakıp teknede yaşamaya başlayınca fokusum tümüyle yelken, deniz ve tekne oldu. Önceleri bir dünya seyahatine hazırlanıyor tüm zamanımızı tekneciliği öğrenmeye adıyorduk. Sonra o proje farklı zorunluluklarla elde olmadan ötelense de, yine denizdeydik ve tüm zamanımızı alıyordu. İlk 3 yıl dalışa bile gidemedik... Hala güneyde teknede yaşıyoruz...

Kilolar yavaş yavaş geri geldi tabii... Aralıklarla yaptığım kısa soluklu dukan diyetleri işe yarasada bu geri gidişi kalıcı durduramadı maalesef... Daha önce de yazdığım gibi verdiğim kiloların yarısından biraz fazlasını geri aldım... itiraf etmek çok acı ama gerçek... ben de fokusumu yine diyete yönlendirdim...

Bu sayfaya yeniden yazmaya başlamak bence yaptığım en doğru şey olacaktı, öyle de yaptım işte buradayım... Benim gibi yine yeniden diyenlere de bir soluk olur umarım...

Haydi başlayalım... Yarından itibaren diyetle tekrar buradayım... Önce atakla başlıyorum... Bol şans diliyorum kendime :) Selametle

17 Eylül 2012 Pazartesi

Öncesi, Sonrası.... hissettiklerim... peki neden kilo almıştım ben...

Neden şişmanladım... nasıl izin verdim buna diye soruyorum kendime son zamanlarda...

Bu bir kaçışmıydı... kendimden... yaşamdan...

Sığınmak mıydı konfor yemelerinin yasak tatminine... ya da bir ceza belki de bilinçsizce verdiğim kendime...net değil duygular... karışık... içiçe... ayırt etmek çok zor ilk bakışta... belki de hepsinden bir parça...

Nasıl kıyar insan kendine... nasıl gelir bu hale... ama oluyor işte... oluyor... dostlar bile.. üzgün ama karışamıyor... karıştırmıyorsunuz... bir duvar arada penceresiz, kapısız.... öylesine dik... içine sadece yiyecekleri aldığınız kendinizle beraber... ulaşılamayan, karanlık, bulanık bir gerçeklik... fenaymış kısaca... çok fena...

Hep diyet yapıyordum oysa... devamlı zayıflama dergileri kitapları okuyordum dünyanın her tarafından... hep gündemimdeydi zayıflama ve diyet konusu... asla pes etmemiştim güya... buz dağının görünen yüzünde bu vardı... ama... içte... taaaa derinde... kaçmalarıma mezeydi sanki kilolarım... kendimi affediyordum yemelerimde... ve her kilo ile cezamı infaz ediyordum... niye cezaydı... o da net değil... yaşamımdan memnun olmasam da değiştirmek için bir şey yapmamamı cezalandırıyordum sanırım... ve kilolarla bir şey de yapamaz hale gelerek özür buluyordum bilinçsizce... nasıl bir sarmal, nasıl bir kısır döngü bakarmısınız...

Bunları öyle geç fark ettim ki... kendimden utandım... ne yapmıştım kendime... ben ki bu kadar güçlü bir insandım güya... ama yetmedi.. yetemedi... güçlü olmak kör olmaya... bilinçli, tercih edilen, taammüden olan körlüğe engel değilmiş demek ki...

Fark etmek çözümün başlangıcıymış... fark etmekten kaçıyormuşsun asıl... aynalara bakmadan... kendinle yüzleşmeden... ezber söylemlerle, ezber görmelerle... gördüğü inkarlarla yaşanan bir farkındalıktan kaçış durumu bu kısaca...

Her başarılı kilo verme macerasının en rating alan kısmıdır ya öncesi sonrası karşılaştırmaları, görsellikleri... işte en az onlar kadar değerli, öncesi sonrası hissetmeleri...

İnsanlara önceden gösterilebilse... görselleştirilebilse sonrası halleri... ve o sonrası halleri bir de anlatabilse.... farklılığı... hissettiklerini... yeni kendilerini.... bu hedef görsel ve beyinsel olarak oluşturulabilse... bence bingo... obezite diye bir şey kalmaz... yada hadi çok azalır diyelim...

İşte böyle...

Keşke dememek elde mi şimdi... keşke çok daha önceden anlayabilseydim tüm bunları... ama olsun ne yapalım... zararın neresinden dönersen karmış...

Ya hiç fark etmeseydim.... dimi ama :))

Sevgiyle...


20 Haziran 2012 Çarşamba

42 beden ve sonrası... :(((

Dün bir yazı okudum bununla ilgili...

 42 beden sonrası hissedilenler.... evet ya.. :(( aynıyla vakiii... dedim yazmam gerekli...

Öyle dimi... bunu yaşamış hangi hatun kişi unutabilir ki o deneyimi... küme düşmek gibi... alınan kilolarla beraber yaşanan utanma hissine, bir de belli mağazalara mahkumiyet eklenir..

"Trend, moda, modern, stil, güncel, vsvsvsv" sözcükleri olmayacaktır.. büyük beden çalışan mağazaları araştırırsınız çaktırmadan... hele 50 - 52 sonrası hepten felaketiniz olur.. evet artık siz değil, sığmayı becerdiğiniz kıyafetler belirler nasıl giyineceğinizi, tarzınızı... renk tercihleriniz bile sınırlıdır.. Aynalardan kaçarsınız... kendinizden kaçtığınız gibi...

Bu durumlarla başa çıkmak zaten yeterince zorken... bir de standart mağazaların işgüzar görevlileri çıkar karşınız... inciten, hatta kabalaşan tarzlarıyla; "bizde size uyabilecek bir şey yok" "siz en iyisi büyük bedenlere bakın" "hayır, elinizdeki size uymaz".. bu sonuncusunda artık çıldırırsınız.. ya kardeşim başkasına bakıyor olamaz mıyım yani.."bu modeller 42 ye kadar" "biz maalesef NORMAL bedenlerde çalışıyoruz, size uymaz"....

Sanki kilolu kişiler uzaydan gönderiliyor...o kadar anormalmiş gibi.. yabancı hissetmeniz gerekli gibi.... ötekiymiş gibi... ve giderek artan bir aşağıya çekme çabası....


Bu öyküler uzar gider... başınızı önünüze eğersiniz... dilinizin ucuna gelen bir sürü şeyi söyleyemezsiniz... zaten kilo konusunda iç çatışmanız yeterince ağırdır, satıcılara hak ettiği yanıtları vermekten alıkoyar sizi... işte öyle çıkarsınız o mağazalardan... sanki yasak bölgeye izinsiz girmiş gibi.... hakkın olmadan uzanmış gibi... evet artık ait olmadığın yerlere girdiğinde böyle davranacaklardır sana... artık farklı bir dünyaya merhaba.... büyük bedenlerin, şişmanların dünyasına hoş gelirsiniz...

Evet araya sora bulursun o mağazaları... ama çoğunlukla nasıl bir hayal kırıklığı... o modelleri tasarlayanlar bu bedenlerde olmuş mudur diye meraklanırsın... o ne rüküş dizaynlardır öyle... sade bir kot istersin.. ya simli ya çiçekli.. eline aldığın her şey ya fırfırlı ya iri iri desenli... tanrımmmm dersin nereye düştüm ben.. feminen desen değil, seksi desen asla değil, resmi desen nerdeeee... ama mahkum bir şekilde seçmeye çalışırsın... üstüne olanlardan tarz yaratmaya çabalarsın yeniden... içine sinmese de....


İşte böyle...42 beden sonrası tam bir bunalım ve depresyon dönemi... ve bunu bilinçli besleyen zayıflama sektörü...kendinizi kötü hissetmeniz için her şey hazır, planlanmış sanki.. mağazalar, tv, yazılı basın, sosyal ağlar, vsvsvs... her yerden yağar kesintisiz.... tam bir mahalle baskısı.. hiç adil değil.. hiç değil ..

Bunları düşününce içimdeki isyankar kız "HAYIRRRRRRR" diye bağırıyor... kilo vermeyi durdurup bununla bir aktivist gibi uğraşasım geliyor... " Kilom beni ilgilendirir, size ne, kime ne" kampanyalarında başı bile çekebilirim... yada ben hem bu konuda mücadele edeyim hem de kilo vereyim.... bunca kilo ile vedalaşmış birisi olarak belki de sözlerim ciddiye alınır... ne dersiniz...

Sevgiyle.....

16 Haziran 2012 Cumartesi

55. gün.. 12.5 kilo.. dukan diyetim harika :))

Yulaf kepekli ekmekçikler
Evet diyete aynı hızla devam ediyorum...

Verdiğim kilolardan ve incelmeden çok memnunum...

Önceki verdiğim kiloları da düşünerek bu son kiloları vermekten biraz da endişeliydim.. malum cildin adapte olamaması ve sarkmalar kaçınılmaz olacaktı artık.. ama Dukan o konuda da inanılmaz... sıkılaşma ile birlikte gidiyor kilolar.. sanki metabolizma içinde glikozun az olması, insülinin dinlencede olması bir şekilde cilde de iyi geliyor... tabii ki bir miktar gevşeme oldu ama sarkma hemen hemen hiç yok....

Dukan ekmekleri
Hekim arkadaşlarım biraz kızıyorlar bana tek yönlü beslenme diye.. ama ben hiç öyle hissetmiyorum.. hele sebze günlerinde... karnım doyunca vicdanımın sızlamasına alışmışım ya son senelerde.... yine öyle... doyunca tamam diyorum bir hafta unut tartıda eksileri.. ama hiç de öyle olmuyor...2 çorba kaşığı yulaf ile 4 adet küçük ekmek yada 5-6 adet krep çıkıyor... bunlar diğer dengeli denilen diyettekilere eşit bir miktar zaten.. sağlıksızlık patates, makarna, pirinç yememek mi.. bunları hangi diyet öneriyor... zaten oturup 2 kilo et yiyeniniz varmı ki... hiç sanmam... tam tersi giderek daha az yiyerek doyuyor insan.. bünye biliyor ki.. acıkınca yine yiyebilir istediği kadar...

İnsülinin hakimiyetinden kurtulunca rahatlayan metabolizmada kan şekeri oynamaları olmadığı için; ani hipoglisemi atakları, aşırı acıkma falan olmuyor zaten... dolayısıyla yemek yemek ana gündem olmuyor... kendime hayret ediyorum ben bile unutabiliyormuşum yemek yemeği... işte öyle...

Acıkmadan ve vicdan azabı duymadan güle oynaya, doya doya doyarak geçip gidiyor günler :))... kolay bu gerçekten kolay.. hele belli kiloları verip iyice fark edilmeye başladığında çevrenin ilgi ve iltifatları da ayrı bir destek sağlıyor devam etmek için... sadece tek sorun kilo verimi hızlı olduğundan kıyafet adaptasyonu oldukça zor... ama bundan da kimsenin şikayeti olduğunu sanmam...

 İyi hafta sonları herkese....sevgiyle :))

13 Haziran 2012 Çarşamba

52. gün ve dukan diyeti ile 12. kilo... oleyyyy :))

Evet.. Dukan yolculuğu tam hızıyla sürüyor....dukan ile 12 toplamda 46 kilo :))) .....

Spor yapmaya da nihayet tekrar başlayabildim.... sorun yok... geçen hafta kakaolu dukan pudinglerini çifter çifter yediğim için belki de :) biraz duraklama yaşadım ama bu hafta gayet iyi gidiyor...

Günde 2 defa yeşil çay içiyorum mutlaka... sabahları da ısırgan çayı genellikle... kabızlık sorunu için menüye patlıcan, ıspanak, brokoli veya bolca roka salatası eklerseniz sebzeli günlerde, o da pek sorun olmuyor...

Az yediğim, akşam yemeğini üşenip atladığım ( hahahaha, bu da benim bakarmısınız, birileri deseydi dalga geçmeyin derdim :))) ) zamanlarda... kilo vermek de yavaşlıyor... Daha önce de söyledim... yine tekrarlayayım... Dukana harfiyen uyun ama aman az yemeye çalışmayın...

En büyük sıkıntı kıyafet konusunda... kilo vermeyi sürdürdüğüm için yeni bişiler almak da istemiyorum... ama ölçülerim bir iki hafta da bir de değiştiği için sabah hazırlanıp çıkmak.. bolaran giysilerin arasından üzerime bişiler bulmak bayağ zamanımı alıyor...

Diyeceksiniz ki, aman zayıflayayım da sorunum bollaşan giysiler olsun diyorsunuz... çok da haklısınız.. bu sorun aslında tatlı bir sorun... çok eski kıyafetlere sığıyor olmak, dün tam gelenin bugün bol gelmesi acayip keyifli bir şey.. hiç şikayetim yok.. ben sadece bir durum saptaması yaptım diyelim...

Sevgilerimle....

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...